kant'ın pek haksız olmayabileceğini sezdim.

dile kolay, şimdi tam 12 yıl olmuş. laneth'e yazmayı da ilk o dönemde bırakmışım. sonra evlilik, işler, küsler, yollar ve yollar, bir de kediler.

marksistler, insanı şekillendirenin toplumsal yapı, toplumsal yapıyı şekillendireninse sınıf çatışmaları (ya da üretim araçlarının verili gelişmişliği içerisinde üretim ilişkileri) olduğunu düşündükleri için "ahlak" kavramı üzerinde pek durmazlar. çok kabaca ifade ettim, çokça itiraz gelebilir ama çok kabaca böyle. marx sonrası marksizm içre olduğunu düşünen ya da iddia eden bir dizi kuramcı bu konuda bir şeyler söylediyse de işin eninde sonunda geldiği yer klasik yunan ve sonrasında hristiyan öğretisindeki gibi "insanın özünde iyi olduğu"dur. tabii ki çevresi kötü ve o çevre de üretim ilişkileri.

kant'ınsa klasik alman idealizmine aykırı olarak yaptığı şey, biraz ingilizlerden devralınmış "birey" eylemini işin içine sokmak. ama tabii klasik idealizmden o kadar ayrılamadığı bunu evrense akıl altında ele almak. özetle diyor ki biz hepimizin içinde yerleşik olan evrensel akla göre eylersek... eylem ahlaki olur. tabii aynı şey estetik için, bilgi için falan da geçerli.

bu kadar giriş yapmak yeter, konuya gelelim:

ben askerdeyken;
o burjuva ahlakı olarak eleştirdiğim şeyin gerekliliğini o kadar iyi anladım ki. herkesin herkesi bir tırnakçık pide için satabildiği, işten kaçabildiği ve bütün ilişkilerini kendi hayatta kalma şansına göre kurabildiği bir ortamda, bir tırnakçık evrensel akla dayanan ahlak hepimizi kurtarabilirdi. ne mümkün, kimsenin allah'ın adını ağzından düşürmediği ama hiçbir eylemini de evrensel bir ahlak formasyonuna uygun eylemediği bir yerde toplumsal kurtuluş nasıl olacaktı?

aynı şeyi, sovyet romanlarını okurken de hissediyorum. herkes partili, herkes "yoldaş" ama herkes kendi derdinde. bulgakov bunu harika görüp anlatıyor mesela.

belki üretim araçlarının nasıl toplumsallaştırılacağı konusuna yorulan kafanın bir tırnakçık kısmı bu araçları birlikte kullanırken insanı bencilleşmekten nasıl kurtarılacağı konusuna ayrılabilirdi.